Kendi Buluşlarının Kurbanı Olan Mucitler
İnsanlık tarihi, hayatı kolaylaştıran buluşlarla dolu. Bu buluşların bir kısmı o kadar etkili oldu ki, mucitlerinin isimleriyle birlikte anılmaya devam ediyor. Bugün hâlâ kullanılan Mors alfabesi, pastörizasyon yöntemi ya da Rubik Küpü gibi örnekler, onları geliştiren isimleri unutturmayan icatlar arasında.
Buna karşılık, gündelik yaşamın vazgeçilmezleri arasında yer alan bazı araçların arkasındaki kişiler pek bilinmez. Konserve açacağı, kağıt torba ya da trafik lambası gibi icatlar her gün kullanılsa da mucitleri çoğu zaman hatırlanmaz.
Ancak bu hikâyelerin bir de daha karanlık tarafı var. Bazı mucitler, geliştirdikleri fikirleri test ederken ya da mükemmelleştirmeye çalışırken hayatlarını kaybetti.
Uçma fikri, insanlığın en eski hayallerinden biri. Bu hayalin peşinden gidenlerden bazıları ağır bedeller ödedi. 19. yüzyılda İngiliz Robert Cocking, daha güvenli bir paraşüt tasarladığına inanıyordu. Ancak yaptığı deneme atlayışı sırasında sistem beklediği gibi çalışmadı ve yere çakılarak hayatını kaybetti. Yıllar sonra Fransız terzi Franz Reichelt de benzer bir girişimde bulundu. Uçaklardan atlayan pilotlar için paraşüt görevi görecek bir kıyafet tasarladı. Denemesini Paris’te Eyfel Kulesi’nden gerçekleştirdi, fakat paraşüt açılmayınca kalabalığın gözleri önünde yaşamını yitirdi.
Denizcilik alanında da benzer bir hikâye var. İngiliz mucit Henry Winstanley, gemilerin sık sık kaza yaptığı kayalık bir bölgede deniz feneri inşa etti. Zorlu koşullara rağmen yapıyı tamamladı ve geliştirdi. Ancak büyük bir fırtına sırasında fenerin dayanıklılığını bizzat görmek istedi. O gece çıkan şiddetli fırtına hem yapıyı hem de mucidini yok etti.
Bilimsel merak da zaman zaman ölümcül sonuçlar doğurabiliyor. 18. yüzyılda elektrik üzerine çalışan Georg Wilhelm Richmann, yıldırımın doğasını incelemek için kurduğu deney düzeneği sırasında hayatını kaybetti. Deney esnasında oluşan elektrik boşalması doğrudan kendisine ulaştı ve onu tarihte bu alanda ölen ilk bilim insanlarından biri yaptı.
Sanayi devrimiyle birlikte makineler hayatı hızlandırdı, ancak riskleri de beraberinde getirdi. Amerikalı mucit William Bullock’un geliştirdiği döner baskı makinesi, gazetecilikte büyük bir dönüşüm yarattı. Fakat kendi icadı üzerinde çalışırken yaptığı bir müdahale sonucu makineye sıkıştı. Ağır yaralanan Bullock, sonrasında geçirdiği ameliyat sırasında yaşamını yitirdi.
Bu örnekler, ilerlemenin her zaman güvenli bir süreç olmadığını hatırlatıyor. Yeni bir şey üretme arzusu, kimi zaman mucitleri kendi sınırlarının ötesine taşıyor. Bazıları bu sayede tarihe geçerken, bazıları da kendi icatlarının bedelini hayatlarıyla ödüyor.