18 Nisan 2026

Ortaçağ’ın Şifreli Sayıları ve Kayıp Bilgi Sistemi

ile EBUNLAR

1991 yılında Londra’daki Christie’s Müzayede Evi’ne ulaştırılan dikkat çekici bir nesne, hem estetik görünümü hem de yüzeyine işlenmiş gizemli semboller nedeniyle uzmanların ilgisini çekti. Bu nesne, Ortaçağ döneminde gökbilimcilerin yıldız ve gezegenlerin konumlarını ölçmek için kullandığı usturlap olarak tanımlandı.

Uzmanlar, 14. yüzyıl sonlarında İspanya’da üretildiği düşünülen bu aletin uzun yıllar farklı bölgelerde el değiştirdiğini değerlendiriyor. Üzerindeki işaretlerin ise sıradan süslemeler olmadığı, dönemin nadir kullanılan bir sayı sistemiyle ilişkili olabileceği ortaya kondu.

Bu semboller, Sisteryen rakamları olarak bilinen ve 13. yüzyılda Avrupa’daki bazı manastır çevrelerinde geliştirilmiş özel bir sayısal sistemi işaret ediyordu. Roma rakamlarının ve henüz yaygınlaşmakta olan Arap-Hint sayı sisteminin yanında kullanılan bu alternatif yapı, her sayının tek bir sembolle ifade edilmesine imkân tanıyordu.

Tarihçilere göre Sisteryen sistemi, özellikle manastırlarda kayıt tutma ve hesaplama amacıyla kullanıldı ancak zamanla Arap rakamlarının yaygınlaşmasıyla unutuldu. 18. yüzyıla kadar yalnızca bazı ölçüm sistemlerinde sınırlı kullanım alanı bulduğu biliniyor.

İngiliz tarihçi David A. King ve farklı Avrupa arşivlerinde çalışan araştırmacılar, usturlap üzerindeki işaretlerin bu kayıp sayı sistemiyle örtüştüğünü belirledi. Ancak uzmanlar, bu sistemin modern matematik kadar pratik olmadığını, özellikle çarpma ve bölme işlemlerinde zorluklar içerdiğini ifade ediyor.

Zaman içinde matbaanın yaygınlaşması ve standart sayı sisteminin kabul görmesiyle Sisteryen rakamlar tamamen kullanım dışı kaldı. Bugün ise bu işaretler, yalnızca tarihsel belgelerde ve nadir el yazmalarında karşılaşılan birer bilimsel merak konusu olarak değerlendiriliyor.

Uzmanlara göre Christie’s’e gelen usturlap, yalnızca bir gökbilim aracı değil; aynı zamanda Ortaçağ’ın unutulmuş bilgi sistemlerinden birine açılan nadir bir pencere niteliği taşıyor.