3 Mayıs 2026

Beslenme Güney ve Kuzey Kore’yi Nasıl Değiştirdi?

ile EBUNLAR

Kore Savaşı sona erdiğinde, Kore Yarımadası’nı ikiye bölen 38. Paralel yalnızca bir coğrafi çizgi olmaktan çok daha fazlasını ifade ediyordu. Aynı dili konuşan, aynı kültürel geçmişi paylaşan ve genetik olarak büyük ölçüde benzer olan bir toplum, bir anda iki farklı siyasi ve ekonomik sistemin içine ayrıldı. O dönem hem kuzeyde hem güneyde erkeklerin ortalama boyu yaklaşık 1,65 metre civarındaydı.

Sonraki yıllarda bu iki toplumun gelişimi tamamen farklı yönlere ilerledi. Güney Kore hızla sanayileşirken, özellikle 1960’lardan itibaren uygulanan okul beslenme programları çocukların günlük hayatını değiştirdi. Süt, yumurta ve et gibi hayvansal proteinler ilk kez geniş kitleler için düzenli hale geldi. Zamanla et tüketimi ciddi şekilde artarken, süt ürünleri de neredeyse yok denecek seviyelerden toplumun temel besinlerinden biri haline geldi. Bu dönüşüm yalnızca ekonomik değil, fiziksel gelişim üzerinde de belirleyici oldu.

Buna karşılık Kuzey Kore’de ekonomik gelişim sınırlı kaldı ve beslenme çeşitliliği dar bir çerçevede sıkıştı. Diyet büyük ölçüde pirinç ve sebzeye dayalıydı; hayvansal protein erişimi ise oldukça kısıtlıydı. 1990’larda yaşanan kıtlıklar, zaten zor olan beslenme koşullarını daha da ağırlaştırdı ve çocukluk döneminde yeterli besin alımını ciddi biçimde etkiledi.

Zaman ilerledikçe bu farklılıklar insan bedeninde net şekilde görünür hale geldi. 1980’lerde doğan ortalama bir Güney Koreli erkek yaklaşık 1,75 metreye ulaşırken, aynı dönemde doğan Kuzey Koreli erkeklerin ortalaması yaklaşık 1,65 metre civarında kaldı. Aynı genetik kökenden gelen iki toplum arasında belirgin bir fiziksel ayrışma oluştu.

Kadınlar açısından bakıldığında fark daha da dikkat çekicidir. Güney Koreli kadınlar 20. yüzyıl boyunca ortalama boylarına yaklaşık 20 santimetre ekleyerek dünya çapında en büyük artışlardan birini gösterdi. The Lancet’te yayımlanan araştırmalar bu artışı büyük ölçüde çocukluk döneminde artan hayvansal protein tüketimiyle ilişkilendirir. Kuzey Koreli kadınlarda ise benzer bir büyüme eğrisi gözlemlenmez.

Bugün Güney’e ulaşan Kuzey Koreli sığınmacılar üzerinde yapılan ölçümler, bu farkın nesiller boyunca devam ettiğini gösterir. Ortalama birkaç santimetrelik boy farkı bile, aslında yıllar içinde biriken çevresel ve beslenme koşullarının sonucudur.

Ortaya çıkan tablo oldukça açıktır: Aynı genetik mirasa sahip bir toplum, farklı ekonomik ve beslenme koşulları altında tamamen farklı fiziksel sonuçlara ulaşabilir. Kore Yarımadası bu yönüyle, insan gelişiminin yalnızca genetikle değil, çevre ve beslenmeyle nasıl şekillendiğini gösteren çarpıcı bir örnek olarak karşımıza çıkar.